Sevgili kardeşlerim, Allahû Tealâ bir yaratan olarak; kâinatın, her şeyin tek yaratıcısı olarak, yarattığı sizleri, tahmin edemeyeceğiniz kadar fazla seviyor. Hele O’nun sevgisine lâyık oldukça artan sevgisini bir bilseniz, O’nun nuru içinde kendinizi kaybederdiniz. Her şey öylesine güzel ki sevgili kardeşlerim, O’nunla beraber iseniz.
Allahû Tealâ Âli İmrân Suresinin 160. Âyetinde şöyle buyuruyor: “Eğer Allah size yardım ederse, o zaman sizi yenecek yoktur. Ve eğer sizi yardımsız (yüz üstü) bırakırsa, ondan sonra size kim yardım eder. Öyleyse mü’minler, Allah’a tevekkül etsinler (Allah’a güvensinler).
“Allah’a tevekkül ederseniz sizi yenecek yoktur.” diyor Allahû Tealâ. Allah’a güvenirseniz -ki bu Allah’a güven derecenize bağlı bir husus.- eğer güvenirseniz en güçlü sizsiniz. Neden en güçlüsünüz? En güçlü olan Alllah’la beraber olduğunuz için.”
Eğer huzursuzsanız, mutsuzsanız, sıkıntılıysanız, bir yanlışlık var sizde. Allah’la beraber değilsiniz, şeytanla berabersiniz. İşte o huzursuzluktan, mutsuzluktan sizi alacak şey, gene sizin iradenizle vücuda getireceğiniz bir istektir. Allah’a bir dilekçe yazacaksınız, kalbinizde:
“Ya Rabbi! Ben Sana ulaşmak istiyorum. Ruhumu, öldükten sonra zaten Sana dönecek olan ruhumu, ben Senin emrin üzere ölmeden evvel Sana ulaştırmak istiyorum. Bu hayatı yaşarken, Sana ulaştırmak istiyorum. Ben Senin, Allah’ımın, Rabbimin evliyası olmak istiyorum.”
Evliya olmak mı? Dünyadaki en zor şeylerden biri zannedilir. Biz de tam aksine diyoruz ki; dünyadaki en kolay şeydir, Allah’ın evliyası olmak. Allah’a ulaşmayı dilediniz mi, bu evliya oldunuz mânâsına gelir. Biliyoruz ki birçok kişi bize şimdi; “Hadi canım sen de! Allah’a ulaşmayı dilemekle evliyalığın ne alâkası var? Evliyalık eskiden varmış. İşte o türbelerde gördüğümüz adamlar, onlar evliya. O zamanlar evliyalar varmış. Allah’a çok yakınmışlar. Bu zamanda da evliyalık mı olurmuş yani?” diyen, insanların her zaman çok büyük bir kısmıdır. Her devirde yaşayanlar, kendilerinden evvelki devrelerde evliyaların olduğunu ama o devirde bunun pek mümkün olmayacağını düşünürler. Bugün de öyledir. Oysaki her devirde evliya vardır ve kâinat var oldukça hep evliya olacaktır. Bir dilek, Allah’a ulaşmayı dilemek ve evliya olmak.
Öyleyse bir insanın evliya olmasında harekete geçirici unsur acaba nedir? Bu unsurun adı, tevekküldür. Tevekkül kelimesi, vekil kelimesi, müvekkil kelimesi, vekâlet kelimesi, tevkil etme fiili, hepsi bu aynı kökten gelir; “tvk.” Öyleyse Allah’a tevekkül etmek acaba ne demektir? Kelime üzerinde zaten mânâsı; Allah’ı vekil etmek demektir. Neye vekil etmek demektir? Mutluluğa.
Sevgili kardeşlerim, nefsinizde afetler olduğu cihetle ve afetler şeytanın taleplerine bütün gönülleriyle itaat edecekleri için, daima insanlar yanlışlık yaparlar. Şeytan için insanları yanlışlığa sevk etmek hiç de zor değildir. Çünkü şeytanın bütün talepleri, zaten nefslerinizin talebidir.
Şimdi düşünün, Allah’ın emirleri mi var? İnsanların %90’dan fazlası Allah’ın emirlerinin önemli olanlarını yapmıyor, hatta bilmiyor. Allah’ın yasakları mı var? Yasaklarsa herkes tarafından çiğneniyor. Böyle bir ortamda aklınız şuur kazanmışsa, Allah’ın yasak ettiği fiilleri herkes işliyorsa, aklınız da bu ortamda şuur kazanmışsa, o zaman nefsinizin taleplerine hep “evet” diyecektir, ruhunuzun taleplerine “hayır” diyecektir. O zaman mutsuz bir insan olmaya mahkûmsunuz. Ne zaman bir insan nefsinin taleplerine esirse, o zaman o kişi mutsuz bir insandır. Çünkü her an Allah’ın yasaklarını işlemekte, arkasından Allahû Tealâ’nın azabına maruz kalmaktadır. Her zaman Allah’ın emirlerini yerine getirmemekte gene Allah’ın azabına maruz kalmaktadır. Ruhun, nefs üzerinde verdiği huzursuzluk da cabası.
Allah’ın yolundaki kanun, tevekkül kanunudur; Allah’ı kendinize vekil etmek. Sadece tevekkül, insanla Allah arasındaki ilişkileri sonuna kadar götürebilir. Nedir insanla Allah arasındaki ilişkilerin sona kadar ulaşması?
*Ruhu Allah’a teslim etmek.
*Fizik vücudu Allah’a teslim etmek.
*Nefsi Allah’a teslim etmek.
*İradeyi Allah’a teslim etmek.
Öyleyse 4 tane teslimin (ruh, fizik vücut, nefs ve irade) Allah’a teslim edilmesi, hepsi “tevekkül” adı verilen bir müesseseyle gerçekleşir. Hepsinde tevekkül kesin olarak vardır. Öyleyse Allah’a ulaşmayı kim dilemişse, o kişi tevekkülün sahibidir. Mutlaka tevekkülün sahibidir.
Peygamber Efendimiz (S.A.V) de şöyle dua buyurmuştur: “Allah’ım! Sana teslim oldum, Sana inandım, Sana tevekkül ettim. Yüzümü, gönlümü Sana çevirdim…” (Müslim, Zikir, 67)
Hepinizin hem dünya hem cennet saadetine ulaşmanızı Yüce Rabbimizden diliyoruz, hepinizi çok seviyoruz.
Allah razı olsun.
DR. ABDULCABBAR BORAN
www.ibrahimlive.com
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)