Hatay’ın başarılı kadınlarından İçmimar Burcu Bahçeci hikâyesini, yaptıklarını ve yapmak istediklerini Duygu Sebzeci (Ertaş) Youtube kanalında anlattı. Bu Keyifli sohbete Burcu Bahçeci kendini tanıtarak başlıyor.
Ben İç Mimarım. Proje tasarım ve uygulama işleri yapıyorum. Artev İçmimarlığı 2010 yılında kurdum. Bununla beraber 2016 yılında kent içerisinde bir mekân tuttum. Hem projelerimi yani Artev İçmimarlığı idame ettirebileceğim hem de İtalyan mutfağı konseptinde bir kafe-restaurant açtım bu şekilde çalışmalarıma devam ediyorum.
Burcu Bahçeci nasıl başardı?
Her hayalin gerçekleşmesi kendi içinde zordur aslında. Hedefe başladığınız yolda ilerlerken hedeflediğiniz alanın dışında olabiliyorsunuz bazen. Aslında yol sizi çok değiştirebiliyor. Beklentileriniz farklılaşabiliyor. Kendinizi tanımada yolun size katkıları ve eksikleri farklı olabiliyor. İçmimarlık adına söylemem gerekirse memleketime döndüğümde kendi kentimde kendi köyümü nasıl büyütebilirim, aldığım eğitimler doğrultusunda ne katabilirim, mesleki farkındalığı nasıl geliştirebilirim diye uzun yıllardır mücadelesini veriyorum zaten. Bununla beraber İçmimarlar odasını memlekete taşımak olsun, içinde yer almak olsun, üniversitelerde ders vermek olsun, yeni bir üniversite kurumunda kurucu hoca vasfı olmak olsun hepsi benim için başka bir nokta aynı zamanda da işimin başlangıç noktası yani bir sonucu değil. Birbirinin adımı olan işlerdir. Bir işi yaparken aynı zamanda diğer işte, hedeflediğim yolda daha iyiyi nasıl yapabilirim, nasıl ileri taşıyabilirim düşüncesi noktasında mücadelem oldu.
Yaşadığın köyü büyütmek deyiminiz beni etkileyen noktalardan biri oldu. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?
Şöyle düşünüyorum. Herkes elini taşın altına koymalı. Memlekete çok borcumuz var. Bir kız çocuğu olarak okumuş olmak; her ne kadar çevremizde ki potansiyelde okuyan kişi sayısının çok olduğunu düşünsek de hala bu yola girmeye çalışan, yapamayan bir şekilde sosyolojik etkilerin ve gelenek tavırların altında ezilen çok kız çocuğumuz var ben onu farklı bir yere koyuyorum ama bunu ayrıştırmak anlamında söylemiyorum. Hepimizin gücü var bu tavrı nasıl ortaya koyarız, yükümlülüklerimiz nelerdir, ruhumuza en yakın ya da kendi becerimize en yakın olan yerde bir işin ucundan tutmak ve yaşam mücadelesine ortak bir paydada buluşturmak gerekiyor diye düşünüyorum. Kendi memleketime katkı sağlama çabamın yanında; bir yandan öğrencim olsun, stajyerim olsun, mesleki erbablarım olsun meslek adına bir şeyler yapmak olsun bir yandan da kendi kurduğum işletmem olsun uzun vadeli planlarımda nasıl bir ekmek teknesi olabiliriz, nasıl insanlar hayatlarını idame ettirirken hayatlarına dokunabiliriz. İçerisinde bulunduğum sosyal platformlar, dernekler olsun bunlarla nasıl bir sosyal ağ kurabiliriz diye kaygı duymuyor da değilim. Uzun zamandır da bu süreçlerde önemli bir şeyler yapmaya çalışıyorum.

Gündelik Hayatınızı Nasıl Yönetiyorsunuz?
Uykuyu sevmiyorum. Uykuyu sevsem bu kadar iş yapamazdım gibi geliyor bir kere onu ortaya koymak lazım. İçmimarlar Odası Hatay temsilcisiyim. Naçizane meslektaşlarımızı bir araya getirdiğimiz bir platform oluşturuyoruz. Bir taraftan da Hatay’da kendi yerini bulmuş Hatay akademik meslek odaları Koordinasyon kurulu’nda yer alıyorum ve burada kamu yararına konuşacağımız konuları, sorunları dile getirdiğimiz bir platform var. Buraya zamanımın ciddi bir bölümünü harcıyorum. Aynı zamanda İkitelli Organize İş İnsanları Derneği’nin de Hatay temsilcisiyim. Bir ayağım her zaman İstanbul’da. Hepsinin dışında kendi işletmem var. Evimiz dediğim, misafirlerimizi burada ağırladığım yani Kendim için yarattığım bir alan var ve bu alan içerisinde projelerimin, inşaat kalemimin devam etmesi için ofis var. Bu alanın olması böyle dinamik bir yaşam içerisinde benim daha dingin ve sakin kalmamı sağlıyor. Projelerde stres yaşadığımda kafeye kaçabiliyorum veya kafede bir yoğunluk olduğumda ofisime geçip projelerimle uğraşarak dinleniyorum. Tabii gündelik hayatımın belirleyicisi devam eden inşaat kalemim; saatlerimi ona göre ayarlıyorum. Bunlar kendi içerisinde iç dinamiği yüksek olan işler. Evet yorulmuyorum bunun altını mutlaka çizmem lazım. Her sabah ilk iş günü gibi hayata başladığım için o dinamik ile devam ediyorum, öyle dışarı çıkıyorum. Her şeyle mücadele edecek bir savunma mekanizmasıyla, bir ruhla dışarı çıkıyorum bence bu çok önemli. Her şeye rağmen ayakta nasıl durulur, nasıl iş yapılır bununla ilgili nasıl yol açıp bir mücadeleye devam edelim diye kendi adıma ve ekibim adına her zaman tartışıyorum o yüzden buradaki sürdürülebilirliği oluşturmak evet beni yoran bir kalemdir ama bu yorgunluk aynı zamanda da beni büyüten bir kalemdir.
“Slowmotion” İsminin Hikâyesi Nedir?
Merak uyandıran bir konsept olmalı dedim. Şunu söylemeliyim hikâyesi olan yaşıyor. Bu ismin de hikâyesi Slow Food hareketinden gelmektedir. Slow Food bizim hak ettiğimiz yemek yeme biçimi, hak ettiğimiz yaşam biçimidir. Dondurulmuş gıdaya karşı olan bir tavır içinde kendi ürünümüzü kendimiz çıkartalım, eti kasaptan alalım, peyniri köyümüzden alalım yani daha doğal ve fast food tarzı ürünlere karşı doğru tavır koyarak bir damak tadı oluşturmak istedim. Bu işin çıkış noktası da İtalya’dır. Slow Food hareketinden bahsetmiş iken şunu da söylemek isterim. Ben Slow Food Antakya kurucularından biriyim. Hızlı giden hayata bir dur diyelim. Biraz mola verelim. Hınca hınç olan kalabalıktan uzak ama şehre de yakın bir yerde yavaşlayalım mantığında kafeyi açtım. Gerçi yaşanan zorlu pandemi süreci de bunu bize acı bir şekilde öğretti ama ben altyapısını zaten hazırlamıştım. Bütünsel bir tavır içerisinde de sürdürmeye çalışıyorum.
Bir Kadın Olarak Bakış Açınız İle Ve Mesleğinizin Gerektirdiği Sorumluluk Bilinci İle Sizi Siyasete Çok Yakıştırdım Bu Nedenle De Sormak İstiyorum. Milletvekilliği Teklifi Aldınız mı?
Evet. Milletvekilliği teklifi aldım. Açıkçası birkaç sene önce uzak olduğumu düşündüğüm bir konuydu ama böyle zaman geçtikçe ve eğer ki o misyonu edinmişseniz yani kendi adıma söyleyeyim edinmişim bir şeyler için çaba sarf ediyorum neden olmasın diye düşündüm. Bakalım hayırlısı zamanla ne olacak bende görmek istiyorum. Heyecanla bekliyorum. Aslında hak ettiğimiz yaşama daha yakın değiliz bunu nasıl yaparız ile ilgili çok fazla konu var. Daha yaşanılabilir ve sanatın içerisinde olduğu, gecenin gündüz gibi ışıldadığı bir kent düşünüyorum. Bunu ortaya koymam lazım tabi bu benim görüşüm naçizane bir ifadem siz sorduğunuz için söylüyorum. Hani böyle seçim propagandasına dönüşmesini istemem.

Hobileriniz Nelerdir?
Antakya’da yaşamaya karar verdikten sonra zaten hayalim buydu. Geri döndükten sonra kendime söz verdim. 2 yılda bir yeni ülke göreceğim her yıl yeni bir kent göreceğim. Bu benim için hem ziyaret hem ticaret oluyor. Hem de tasarım göreyim fotoğraf çekileyim ve fotoğraf çekeyim. Daha farklı ne yapabilirim kendi mesleki olarak algımı nasıl başka boyuta taşırım gibi kendime periyodik seyahatler sözü verdim. Bunların dışında kendi özel zevklerim var. Arada balığa çıkıyorum. Yazı ve şiirler yazıyorum. Hobi gibi söylüyoruz ama hepsi bana katkı sağlıyor diye düşünüyorum hem okumak hem yazmak. Bizim her şeye etkinliğimiz olabilir, farklı farklı meselelerin doğru çözümü olabiliriz ama burada en önemli şey yapmaktan zevk aldığımız konuyla ilgili doğru işi yapmak, doğru işi icra etmektir.
Mesleği seçerken de insan, maddi kaygılardan ziyade ne kadar mutlu olduğunu ortaya koymalı ve hedefine doğru ilerlerken bütün zorlukları göğüsleyecek enerjisi olmalıdır. Şu yaşadığımız dönemde üniversite bir altlık bir öğrenme biçimidir. Üniversitede bir hoca olarak da söylüyorum sadece mezun olmak yetmez bunu girişimcilik ruhu ile birleştirmek gerekiyor. Bu ruh olmazsa hiç olmaz yani bunun ikisini ayırmak bence şu süreçte biraz sıkıntılı çünkü üniversite sayısı ülkede Türkiye adına konuşacak olursak 200’ü aşmış durumda. Çok fazla üniversite mezunu olan var. Mesele girişimci ruhu göz ardı etmemek ve bu yönde bir şeyler ortaya koyabilmektir.
Sizi Antakya basınından yaptığınız çalışmalarla duydum ve dinamik yaşam biçiminiz ile adınızı daha çok duyacağımızı düşünüyorum. Sohbetiniz ve verdiğiniz bilgiler çok güzeldi. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?
Siz konuşurken şunu düşündüm; İyi ki kafeyi açmışım, iyi ki buradayım. Tanıdığım kıymetli insanlara bir tanesini daha ekledim yani sizin buradaki varlığınız ve bu şekilde bir arada olmuş olmak benim için çok kıymetli inşallah daha güzel projelerde de beraber olabiliriz. Teşekkür ederim.
Hayatta her zaman var olma mücadelesi veren, enerjisi bitmeyen ve negatif düşünmeyen, başarılarıyla da adından sıkça söz ettiren ve söz ettirmeye devam edecek olan İçmimar Burcu Bahçeci ile yapmış olduğum röportajın sonuna geldik. Okuduğunuz için teşekkür ederim. Hatay’a yolunuz düşerse mutlaka bir mola vermek için “Slowmotion” kafesine uğramanızı tavsiye ederim.
DUYGU ERTAŞ
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)